Modern Hayatın Gizli Kahramanı : Borular ve Tuvalet
Etrafımızda gördüğümüz o kocaman binalar, farklı yapılar veya modern hayatı oluşturan tüm etmenlerin insanlıkla bağlantısı çok basit bir düzenekle sağlanıyor: borular.
Photo by Erlend Ekseth on Unsplash
Etrafımızda gördüğümüz o kocaman binalar, farklı yapılar veya modern hayatı oluşturan tüm etmenlerin insanlıkla bağlantısı çok basit bir düzenekle sağlanıyor: borular.
Boruları normalde pek düşündüğünüzü zannetmiyorum, fakat dikkat ettiğimizde boruların hayatımızdaki yeri inanılmaz önemlidir. Özellikle tuvaletlerin değişimini sağlaması sebebiyle bu borular insanlığı günümüz modern çağa hazırlayan bir yapıtaşı desem pek de haksız sayılmam diye düşünüyorum.
30 katlı bir binada yaşadığınızı ve orada herhangi bir tuvalet olmadığını hayal edin; muhtemelen o binadaki bulunma süreniz bir hayli kısa olurdu. Bu da birçok işlerin tamamlandığı veya kararların verildiği o binalardaki tuvalet ve sonrasında oluşan boru sistemini kritik bir hale getiriyor. Eğer bina içerisinde bulunan altyapıda borular olmasa idi insanın en kritik iki ihtiyacını karşılamak imkansız olurdu: suyun ulaşımı ve dışkının taşınması.
Sanayileşme sürecinde hep dikkatimi çeken bir durum olmuştur; özellikle kırsal kesimden şehirlere yerleşme ve üretimin artışının temelinde tuvaletlerin bina içerisine yerleşimi çok kritik bir eşik. Eğer hala tuvaletlerimiz bina dışında ve bir kulübede olsaydı orayı ancak bir aile kullanıyor olurdu ve küçük alanlara sıkıştırılmış devasa yapılarımız asla olmazdı. Tuvaletlerin yapıların içerisine alınması ve bunların borular yardımıyla dışarıya aktarılması sayesinde insanlar en temel ihtiyacını kolayca 2–3 metrekarelik bir alanda halledebilir hale geldi. Üstüne üstlük bunu yaptıktan sonra basit bir el hareketi ile yerine temiz suyu da getirecek şekilde donatıldı. Bu da bir anda çok daha dar alanlara sığılmasını ve bu alanda aktif olarak uzun saatler geçirmemize olanak sağladı.
Tuvaletlerin önemini aynı zamanda şöyle düşünün; gittiğiniz şahane bir restoran olsun, yemekler bir harika ortam ise şahane fakat süreç içerisinde bir anda tuvalete gitmeniz gerekti ve orası pislik içerisinde. O restoran hakkında hatırlayacağınız şey muhtemelen şöyle bir cümle olurdu: “evet yemekler güzel ama çok pisti, bir daha gitmeyi düşünmüyorum”.
Buna güzel bir başka örnek ise benzinliklerdir, a noktasından b noktasına giderken tuvaletiniz geldiğinde en önemli tuvalet imkanları benzinliklerde yer alıyor. Günümüzde hemen hemen tüm benzinlikler pazarlama stratejilerini “temiz tuvalet” mottosu üzerinden kuruyor çünkü insanın en savunmasız ve mahrem anında “nezih” bir ortam sunmak, kalan tüm süreçte sorun olsa bile daha kabul edilebilir olmasını sağlıyor. Tam tersi olursa eğer, en iyi benzin bile olsa artık o markayı tercih etmemeye başlıyorsunuz. Eğer bir akademisyen olsaydım bu tarz bir teori bulup adına da “Dışkı-Yakıt Teorisi” demek isterdim :) .
Tuvaletlerin bu denli önemli olması tek başına bir şey ifade etmiyor, ta ki devreye devamında gelen ve tüm dışkıyı tahliye eden borular girene kadar. Borular öncelikle vücudumuzdan çıkan ve sevmediğimiz o “pisliği” bizden olabildiğince ve gözümüz görmediğince uzaklaştırıyor; yerini ise hayatımızın en değerli varlığı olan “temiz su” ile dolduruyor. Bu basit gibi görünen akış aslında hayatımızın en önemli günlük ihtiyacını sorunsuz bir döngüyle karşılarken, beynimizin ciddi oranda rahatlamasını sağlayan bir süreç yaratıyor. Neden rahatlattığını düşündüğümü de bebeklerden örnek vererek açıklayabilirim, bebeklerin altını değiştirmek kimsenin severek yaptığı bir şey olduğunu düşünmüyorum. Sonuçta bir pislik var, bebek bundan çok mutsuz, siz de kokulu bezi hızla uzaklaştırıyor ve hem bebeği daha mutlu bir hale getiriyorsunuz hem de pisliğin bir bezde bile olsa artık sizden uzaklaşmasına seviniyorsunuz. Bu pisliği oluşturan gıdaları tüketirken -özellikle leziz yemeklerse- çok keyif aldığımız halde bunun dışkı hale geldiğinde -ki bunu da bizzat kendi bedenimiz yapmasına rağmen- bundan nefret ediyor olmamız da ayrı bir enteresan durum yaratıyor.
Konuya dönecek olursak; tuvalet kavramı ve sonrasında tüm boru sistemi aslında pisliği ve suyu taşıyor olsa da bir yandan da insanlığın gelişimini sağlayan sessiz ve görece olarak ufak ekipmanlar olarak hayatımızda yer alıyor. Evinizde herhangi bir boru patladığında ne kadar büyük bir sorun haline geldiğini/gelebileceğini de bir düşünün, bir anda tüm önceliğiniz duvarların arasına gizlenmiş, hayatınızda aslında yeri yokmuşçasına gözlerden uzak tutulmuş bu basit sistem sizin en büyük düşmanınız oluyor. Bu düşmanı yenerek hızlıca yenileri ile değiştirmek ve tüm akışı sağlamak, tüm hayattaki önceliklerinizi değiştiriyor çünkü farkında olmasak bile bu borular hayatımızın temel taşlarını oluşturan yapılar olarak sessizce işlerini yapmaya devam ediyorlar.