3 dk okuma

Alternatif Uzay Asansörü

Uzay asansörü fikirlerimiz hep Dünya’dan başlayarak üretilecek bir uzay istasyonuna kadar giden muazzam uzunluktaki geleneksel bir asansör konseptine dayanıyor. Benim bu konuda...

Featured image for "Alternatif Uzay Asansörü"

Uzay asansörü fikirlerimiz hep Dünya’dan başlayarak üretilecek bir uzay istasyonuna kadar giden muazzam uzunluktaki geleneksel bir asansör konseptine dayanıyor. Benim bu konuda hep merak ettiğim konuyu neden Dünya yüzeyinden başlattığımız olmuştur. Tabii ki bu çok fazla kolaylık sağlıyor fakat üretimi konusunda da çok zorlu bir mühendislik ve inanılmaz bir ekonomi gerektiriyor.

Bunun yerine uzay asansörü fikrini çok daha yüksekten fakat roketler ile gitmek yerine Karman Sınırı’ndan itibaren başlatarak hem asansörü uzay sınırında tutup; Dünya’nın kaçış sınırlarında çalıştırarak düşmesi engelleme ihtimali oluşur hem de X-15 veya SpaceShipOne gibi bir araçla çok daha verimli ve hızlı bir şekilde ikmaller yapılarak UUİ gibi çok daha yüksekte olan yapılara gidiş-geliş süreleri kısaltılmış olacaktır.

Buradaki en büyük mühendislik problemlerinden biri asansörün yapılışından ziyade yapıyı sabit tutmak ve yörüngeye geri girişini engellemek; aynı zamanda asansörün içerisindeki ekibi de radyasyondan korumak olacaktır. İkinci problemi UUİ ile artık çok ciddi anlamda çözmüş durumdayız. Bu da bizi ilk probleme götürüyor, ki araştırdığım kadarıyla çözmesi gerçekten zor ama ekonomik olarak çok daha ulaşılabilir hale getiren bir problem.

100 kilometre sınırı aslında uzaya erişim problemlerimizin çözüldüğü sınır olarak düşünebiliriz; Karman Sınırı adı verilen bu sınır ile birlikte aslında Dünya açısından baktığımızda “uzayın sınırı” seviyesine ulaşıyoruz ve buradan sonra artık ihtiyacımız olan yerçekiminden kaçış için ihtiyaç olan enerji seviyesi bir hayli düşüyor. Bu da asansörümüzü başlatmak için ideal bir konum yaratıyor. Diğer yandan buraya şimdiye kadar sadece iki sabit kanatlı uçak Dünya’dan roketle ayrılmadan ulaşmayı başardı; X-15 ve SpaceShipOne.

X-15 çok eski bir prototip ve uzun zamandır kullanılmıyor. Bu sebeple çok daha güncel ve daha yüksek sınırlara ulaşan SpaceShipOne üzerinden bu hayali gerçekleştirmek çok daha mantıklı. Bu aracın sonradan SpaceShipTwo ve SpaceShip III modelleri planlandı fakat sadece ikinci model üretildi ve SpaceShipOne’ın rekorunu kıramadı. Dolayısı ile buradaki sorun çok net ve Uzay Turizmi üzerine çalışan firmalar tarafından da gün geçtikçe ne kadar zorlu bir süreç olduğu ortaya çıkıyor.

Yine de elimizde SpaceShipOne üzerinden gidebilecek bir veri mevcut; peki gelelim o malum duruma, asansörü nasıl yapacağız? Günümüzde artık 3 boyutlu yazıcı işi çok ilerlemiş durumda, uzayda üretim yapmak isteyen firma da çok fazla denemeler yapıyor. Bu da bize mükemmel bir imkan yaratıyor, Dünya’dan yukarıya doğru üretmek yerine belirli sayıda roketle üretim malzemelerini UUİ’ye götürüp, oradan başlayarak aşağıya doğru inmek. Eğer bunu başarabilirsek, uzayın koşulları sebebiyle üretim konusunda büyük kolaylıklar mevcut; mikro-yerçekimi. Mikro yerçekimi sayesinde üretim sürecindeki iki boyutlu ve hacimsel zorluklar ortadan kalkıyor ve üç boyutlu üretimin, aynı zamanda üreten cihazların verimliliklerinin arttığını teorik olarak biliyoruz. Burada yapılacak denemeler ile birlikte artık asansörümüzü hayata geçirme imkanı ve en önemlisi bunu ekonomik olarak mantıklı seviyelerde yapabilme imkanı doğuruyor.

Bu işin ekonomisine baktığımızda savaş ekipmanlarına ayrılan paraları düşündüğümüzde aslında çok daha ulaşılabilir bir noktada olduğumuzu söyleyebiliriz. Milyarca dolarlık bütçelerin bir kısmı bile buraya kaydırılsa asansör hayali gerçekliğe ulaşma konusunda sadece bir mühendislik ve fizik problemine dönüşüyor.

Bizim zamanımızda olur mu bilinmez fakat uzay asansörü fikrinin bir noktada gerçekliğe dönüşeceğine şüphem yok. Umarım bunu bizlerin de görme ve insanlığın gelişmek adına ne kadar güzel şeyler başarabileceğini canlı canlı yaşama imkanımız olur.